Özel Psikolog

Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB)

Hemen hemen her insan belli zamanlarda farklı konularda endişe duyabilir ve takıntılara kapılabilir. Fakat çoğu zaman normal hayatta ortaya çıkan bu duygular, düşüncelerle baş edebiliriz. Problemlerimizi hayatımızı etkilemeden çözebiliriz.

Takıntı yaratan düşüncelerin günlük hayatımızı etkileyecek düzeye gelmesi durumunda OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK (OKB) adında ruhsal bir hastalık ortaya çıkar.

OKB NEDİR?

OKB iki kısımdan oluşur. Birincisi obsesyon denilen takıntılı düşünce, fikir ve dürtülerdir. İkincisi ise kompulsiyon denilen tekrarlayıcı davranışlar ve zihinsel eylemlerden oluşan bir psikolojik rahatsızlıktır.

Obsesyon

İnsanın isteği dışında aklına gelen düşünce, fikir ve dürtülerdir. Kişi bu düşünce, fikir ve dürtülerden kurtulamamaktadır. Sürekli aklındadırlar. Mantık dışı ve huzur bozucu bir örüntüsü vardır. Aynı zamanda kişi bu düşüncelerden dolayı anksiyete olmaktadır. İnsan bu düşüncelere engel olmamaktadır. Sürekli aklını kurcalamaktadır.

Kompulsiyon

Obsesyonda akla gelen düşünce, fikir ve dürtülerin yarattığı huzursuzluğu azaltmak için kişi tekrarlayıcı davranışlarda bulunmaktadır. Buna da kompulsiyon denmektedir. Kişi obsesyon yüzünden aklındaki düşüncelerden kurtulamamaktadır. Bu düşünceleri ortadan kaldırmak için kişi tekrar eden davranışlar ve zihinsel davranışlar sergilemektedir.

OKB NE KADAR SIKLIKTA GÖRÜLÜR?

OKB hastalığı çok zaman önce nadir görülen bir hastalık idi. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda bu durum aksini göstermeye başladı. Toplumun çoğunlukta olduğu yerlerde yapılan araştırmalarda her 100 kişiden 2-3’ünde OKB hastalığı tespit edilmiştir.

OKB NE ZAMAN BAŞLAR VE KİMLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR?

Genel olarak ergen yaşlarda ortaya çıkan OKB hastalığı 20-30’lu yaşlarda da devam etmektedir. Okul öncesi yaşlarda da ortaya çıkabilen OKB hastalığı erkeklerde çok küçük yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Ancak kadınlarda OKB hastalığı daha çok görülmektedir.

OKB BELİRTİLERİ NELERDİR?

Obsesyonlar ve kompulsiyonlar kültüre, topluma göre farklılık göstermektedir. Türkiye’de ise en çok görülen obsesyonlar ve kompulsiyonlar aşağıda sıralanmıştır.

Bulaşma Obsesyonu ve Temizlik Kompulsiyonu

Kişi bu obsesyon ile kendini sürekli kirli, toz içinde hissetmektedir. Deterjanlar, kimyasal maddeler ile kişi kirleri, mikropları sürekli temizlemeye çalışmaktadır. Çünkü kişi mikropların kendisine bulaşacağından korkmakta ve bunu bir takıntı haline getirmektedir. Bu takıntının ortaya çıkardığı huzursuzluğu da kişi gidermek için sürekli yineleyici temizlik davranışları yapmaktadır. Kişinin kendisine mikrop bulaşacağını düşünmesi obsesyon, sürekli temizlik ve yıkama davranışı sergilemesi de kompulsiyondur.

Kuşku obsesyonu ve kontrol kompulsiyonu

En çok görülen obsesyon ve kompulsiyondur. Kişi sürekli bazı nesnelerin açık kaldığı düşüncesi ile onları defalarca tekrar tekrar kontrol etmesidir. Özellikle gaz ocağı, kapı, tuvalet kapağı, odanın ışıkları gibi nesneleri açıkta kaldığı düşüncesi kişiyi onları tekrar tekrar kontrol etme davranışına götürmektedir. Çünkü kişi her şeyden emin olmaya çalışmaktadır. Tabi bu kuşku ve kontroller kişinin birçok yaşam alanında kendini gösterebilmektedir. Başka insanlara zarar verme endişesi olarak kendini gösteren obsesyonlar kişinin eğer şunu yaparsam aileme zarar verebilirim gibi düşünceleri sürekli aklını kurcalamaktadır. Ve zamanla kişi bunu bir takıntı haline getirmeye başlar. Böylece evdeyken kişi eline makas bile alsa ailesine zarar vereceğini düşünerek makas, bıçak gibi ev aletlerinden uzak durmaya çalışmaktadır.

Cinsel içerikli obsesyonlar

OKB hastalığı olan kişiler kendine, yaşının olgunluğuna yakıştıramadığı bir biçimde aklına gelen cinsel içerikli obsesyonları bulunabilmektedir. 60’lı yaşlarda dini bütün olan bir kadının çevredeki erkeklere karşı cinsel içerikli düşünceler aklına getirmesi ve bundan dolayı büyük bir rahatsızlık duyması kişinin yaşadığı obsesyondur.

Din içerikli obsesyonlar

Dini içerikli obsesyonlar dini yoğun bir biçimde yaşayan toplumlarda çok sık görülmektedir. Kişi dinini yoğun yaşamakta ancak kendisini birden dini inanç ve gereklerine karşıt düşüncelerle bulur. Bu durumda kişi yoğun sıkıntılar içerisinde kendini bulur. Böylece kişi dinin karşı olduğu düşüncelerden kendini kurtarmaya çalışmaktadır. Bu durum kişi için zamanla takıntı haline gelmektedir.

Simetri/düzen obsesyon ve kompulsiyonları

Kişinin sürekli masanın üzerindeki kalemleri belli bir düzen içerisinde dizmesi, duvarda asılı yana kaymış bir tabloyu düzeltme ihtiyacı, her şeyin belli bir simetri içerisinde olması gerektiğini düşünmesi bir takıntı haline dönüşmektedir. Kişi hayatında düzenlilik istemesi ve buna karşı yamuk duran, düzeni bozan her nesneye karşı kendi içerisinde bir huzursuzluk duyması kişiyi sürekli tekrarlayıcı davranışlara götürmektedir.

Dokunma kompulsiyonları

Bazı OKB’li hastalarda bir davranışı yapmadan önce kendilerince önemli olan nesnelere dokunmayı isterler. Çünkü o davranışı yapmadan önce o nesneye dokunmazsa sanki kişinin başına kötü bir olay gelecekmiş gibi hissetmektedir.

Sayma kompulsiyonları

Bazı OKB’li hastalar günlük hayatında bir davranışı yaparken o davranışı belli bir sayıya kadar yapma zorunluluğu kendilerinde hissetmektedirler. Mesela merdivenleri çıkarken basamakları saymak OKB’li hasta için önemlidir. Çünkü o gün o basamakları saymazlarsa kişinin başına kötü bir şey geleceğini düşünürler.

Biriktirme ve saklama kompulsiyonları

Kişi ileride lazım olur düşüncesi ile her türlü eşyayı, nesneyi biriktirmeye, istiflemeye başlamasıdır. Artık bu durum kişi için öyle bir hal alır ki kendi yaşam alanını yaşanmaz hale gelinceye kadar eşya istiflemeye devam eder.

Batıl itikatlar, uğurlu, uğursuz sayılar ve renkler

Merdiven altından geçmemek, 13 sayısını uğursuz saymak, ıslık çalmamak gibi kültürden kültüre değişen ve kişinin kendisi için uğurlu, uğursuz gördüğü bazı davranışlar, sayılar, renkler vardır. Ancak bu durum kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde ise artık hastalık düzeyine ulaşmıştır.

HER TAKINTILI DÜŞÜNCE YA DA DAVRANIŞ OKB MİDİR?

Her takıntılı düşünce veya davranış elbette hastalık sayılmaz. Çünkü her insan kapıyı, pencereyi kontrol eder, düzenli olmak ister, temiz görünmek ister. Burada önemli olan nokta kişinin tüm bunları yaparken kendi gündelik hayatını engellemesi ve günlük yaşamını olumsuz etkilemesi durumunda hastalık olarak düşünebiliriz. Çünkü tıbbi açıdan kişinin yaptığı davranışlar eğer gündelik hayatını kısıtlıyor, engelliyor ve işlevini bozuyor ise hastalıktan bahsetmenin ancak o zaman mümkün olduğu anlaşılır.

OKB’NİN NEDENLERİ NELERDİR?

OKB’nin kesin bir nedeni henüz tam olarak belirlenemese de yapılan araştırmalara göre birkaç etken bulunmaktadır.

Genetik etkenler

OKB’li kişilerin kendi anne ve babalarında ya da birinci derece yakınlarında OKB hastalığı varsa akla ilk gelen etken genetik bir miras olarak düşünülmektedir.

Beyin işlevlerinde bozulma ve serotonin

Beynin belirli bölgelerinde sinirsel iletimlerde önemli bir etken olan serotonin maddesinde işlevsel bir bozukluk saptanması akla OKB’nin nedenlerinden biri olabileceği düşüncesini getirmiştir.

Çocukluk çağı travmaları

Çocuk yaşta travma yaşayan kişilerin ilerleyen yıllarda OKB’ye yakalanması daha çok olasıdır.

Kişilik özellikleri

İnsanın kişilik yapısında aşırı kuralcı, katı düşünce, ayrıntıcı, mükemmeliyetçilik varsa OKB’ye de yatkınlıklarının daha çok olduğu tespit edilmiştir.

OKB NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Obsesif-kompulsif bozukluk gerçek anlamda kişinin yaşam kalitesini düşüren, günlük yaşam işlevini bozan, sosyal ve mesleki anlamda önemli kayıplara neden olan bir hastalıktır. Bu nedenle bu hastalığın tedavi edilmesi kişi için son derece önemlidir. Farklı tedavi yöntemleri vardır.

İlaç tedavisi

Beynin serotonin üzerinde etkili olduğu ilaçlar OKB hastalarının tedavilerinde oldukça sık kullanılır. OKB tedavisi için kullanılan ilaçlar başta bir takım yan etkiler gösterebilir. Ancak zamanla kişi bu ilaçlara kolaylıkla uyum sağlamaktadır. İlaçların etkisinin gösterebilmesi için en az 10 hafta beklenmelidir. Eğer kişi için ilaçların etkisi bu süre zarfında ortaya çıkmamışsa farklı bir ilaç yöntemi denenir. Ancak ilacın etkili olduğuna karar verilirse en az iki yıl sürdürülmesi gerekmektedir.

Bilişsel-davranışçı tedavi

OKB’li kişiler kaygı, endişe verici düşüncelerden kaçarak başa çıkmaya çalışmaktadırlar. Ancak kişiler her ne kadr bu düşüncelerden kaçmaya çalışsalar da bu düşünceler daha da artmaktadır. Burada önemli olan kişilerin kaçmaya çalıştıkları düşünceler ile karşı karşıya gelmesidir. Kişi kaygı yaşadığı düşünceyi ve buna neden olan davranış ile yüzleştirilir. Ve böylece kişi zamanla kaygı verici düşünceyi ve davranışı söndürmeye başlar.

Bilişsel-davranışçı terapilerinde amaç kişinin rahatsız edici düşüncelerinde kendisini sürekli sorumlu hissetme algısını değiştirmeye çalışmaktır. Daha doğrusu rahatsızlık veren düşüncelerin etkisini azaltmak ve tekrarlayıcı davranışları ortadan kaldırmaktır. Yani kişi aklına gelen düşünceleri gerçekmiş gibi algılamasını bıraktırmaktır. Böylece kişi ile beraber akılcı, gerçekçi ve işlevsel olmayan düşünceler ve buna neden olan davranışlar tespit edilir. Bunun yerine kişi için akılcı, gerçekçi ve işlevsel olan düşünceler geliştirilir ve öylece buna göre davranışlar üretilir. Kişi için felaket olacak düşüncelerden kaçmak yerine kişiden bu düşünceleri aklına getirmesi istenir ve bu düşüncelerin korkulan sonuçlar doğurmayacağı kişiye gösterilir. Ayrıca OKB tedavisinde kişiler için ilaç tedavisiyle birlikte bilişsel-davranışçı terapi de uygulanması daha kalıcı bir çözüm sunacaktır.



BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ