Hoş Geldiniz. Tarih: 22.05.2019

Ölüm Korkusunu Yenmek

Hayatta kalmak. Bu içgüdü ile hareket eden ve sınırlı bir hayat süresine sahip olan insanın kendi içinde sahip olduğu en derin korku ölüm korkusudur. Hepimiz yaşamımızın bir zaman sonlanacağını düşünürüz. Bu düşünce ile ölüm kavramından korkarız. Ancak ölüm korkusunda da olduğu gibi tüm korkularımızın bir amacı vardır. Hayatta kalmak ve güvende hissetmektir.

Ölüm korkusunu hemen hemen herkes yaşamının belirli dönemlerinde bu korkuyu hissetmişlerdir. Ancak bu korkuyu belirgin olarak en çok yaşayan kişiler anksiyete bozukluğu olan kişilerdir. Anksiyete bozukluğunun nedenlerinden biri ölüm korkusu olabilir. Ancak bu durum üst düzey bir kaygının getirdiği bir korku da olabilmektedir.

Anksiyete Ataklarından Kaynaklanan Ölüm Korkusu



Bir anda göğsünüzde ani bir acı hissetmeye başladınız. Kalp atışlarınız hızlandı. Üstünde durduğunuz zemin sanki ayaklarınızın altından kayıyor hissi oluşmaya başladı. Ne oluyor tam olarak bilmiyorsunuz. Ancak birazdan sanki dünyanın sonu gelecekmiş gibi bir duygu kaplıyor içinizi. Kalp krizi geçirecekmiş gibi bir izlenime kapılıyorsunuz. Sanki ölüme yaklaşmaya başlıyorsunuz.

Biraz zaman sonra her şey normale yavaş yavaş dönmeye başlıyor. Kalp atışlarınız yavaşlıyor, kan basıncınız düşüyor, korku ve panik bir anda kaybolmaya başlıyor. Ancak bu yaşadıklarınızın sonucunda kendinizi tükenmiş ve endişeli hissetmeye başlıyorsunuz. Çünkü kendinizde bir sorun olduğunu ve durumun ne kadar kötü olduğunu kestiremiyorsunuz. Sağlığınızla ilgili bilmediğiniz bir şey var. Bu nedir sorgulamaya başlıyor ve tekrar olacak mı kaygısı başlıyor.

İşte tüm bu yaşadıklarınızın sebebi ölüm korkusu, kasırga gibi gelip geçen panik ataktan başka bir şey değil.

Savaş ya da Kaç Mekanizması



Hayatımızı tehdit eden uyarıcılarla karşılaştığımızda bedenimiz refleks olarak savaş veya kaç savunmasına geçer. Bu insanoğlunun savunma mekanizmasıdır. Özellikle anksiyete yaşayan kişilerin şiddetli ataklar geçirmesi, ölüm korkusu yaşamasının ana kaynağında bu vardır. Yani anksiyete yaşayan kişilerin savaş ya da kaç tepkisinin doğru bir şekilde ortaya koyamaması kişiyi ataktan kurtulmasını sağlayamaz. Ortada gerçek olan bir tehdit olmamasına rağmen anksiyete yaşayan kişilerin beyni alarma vermeye başlar. Yüksek adrenalin salgılanır ve yaklaşan hayal ürünü tehdidi karşısında kişi kendini hazırlamak için savaş veya kaç mekanizmasını işleme koyar. Bu durum aslında bedeninizin beyninize yaşamınızın tehlikede olduğunu anlatma biçimidir.

Yakın çevrenizde bir patlama sesi duyuldu irkildiniz. Bulunduğunuz ortamdan hemen uzak durmanızı sağlayacak tepki savaş ya da kaç tepkisidir. İşte bu tepki sizi hayatta tutmaktadır. Ancak bu mekanizma doğru işlemediğinde ortada hiçbir şey yokken alarm durumuna geçer ve sizi panik ataklara sürükler.

Anksiyete atakları geçiren kişiler aynı kalp krizi sırasında yaşanılan belirtilerin aynısını yaşamaktadır. Bu sebeple anksiyete atağı yaşayan kişilerin çoğu kalp krizi geçirdiğini düşünür. Böylece hemen hastaneye koşar. Kaygı bozuklukları olan kişilerin yaşadıkları ve şiddetli ölüm korkusu ile ortaya çıkan etkilerin gerçek bir kalp krizine benzemesi bu nedenledir.

Ölüm Korkusu Tedavi Edilebilir Mi?



Ölüm korkusu bizi hayatta tutacak doğal bir korkudur. Bunun önüne geçilemez. Ancak doğru ve yönlendirilebilir bir şekilde tedavi sürecinde uygulanacak yaklaşım oldukça önemlidir.

Anksiyete bozukluğu sebebiyle ortaya çıkan şiddetli ölüm korkusu kişinin ne tür bir anksiyete yaşadığının öncelikle tespit edilmesi gerekmektedir. Özellikle normal bir ölüm korkusu için gereken etkilerin ve buna karşın oluşan normal tepkilerin belirlenmesi gerekir. Burada önemli olan doğru ve uygun adımlarla verilecek olan psikolojik destektir. Ölüm korkusunun üstesinden gelebilir, doğru yaklaşımla kendinizi iyi hissedebilirsiniz.















BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ